Anlaşılmayan Bir Yalnızlık

☕ 4 dk okuma
🎻 Edebi & Klasik Çalma Listesi Odaklanma ve dingin okuma için seçilmiş enstrümantal eserler • Sırayla kesintisiz çalar
  • 01
    Gymnopédie No. 1 Erik Satie • Klasik Piyano
    ▶
  • 02
    Valse Evgeny Grinko • Melankolik Şiirsel
    ▶
  • 03
    Nocturne Op. 9 No. 2 Frédéric Chopin • Romantik Klasik
    ▶
  • 04
    Tasavvuf & Huzur Ney Taksimi Geleneksel • Derin Ney Ezgisi
    ▶
  • 05
    Nuvole Bianche Ludovico Einaudi • Modern Neoklasik
    ▶
  • 06
    Comptine d'un autre été Yann Tiersen • Edebi Düşünce
    ▶
  • 07
    River Flows in You Yiruma • Lirik Akış
    ▶

12 Ekim 1934

”…Beni anlamıyorlardı zararı yok.
Zaten beni daha kimler anlamadı…”

Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden biri olan Oğuz Atay, 1934 yılında Kastamonu’da dünyaya gelmiştir. Annesi öğretmen Muazzez Atay, babası milletvekili Cemil Atay’dır. Cemil Atay, 1939 yılında milletvekili seçilince ailesiyle beraber Ankara’ya taşınır. Dönemin verdiği imkanlara nazaran iyi bir çocukluk geçiren Oğuz Atay, kendine tanınan fazla imkan dolayısıyla yalnız bir çocukluk geçirir. Hayatı boyunca anlaşılmaz, bilinmezliğe sürüklenen ve görünen bir kalabalığa tutunamayan usta yazar; içerisinde bulunduğu yalnızlık alevini şu sözlerle tanımlar:

“Canım insanlar! Sonunda bunu da yaptınız. Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor.”

“Kendime yeni bir ön söz yazmak istiyorum. Beni kendime anlatacak bir dil.”

OKU  Aşka Hiç İnanmazken, Aşk Şairi Olmuştum

1951 yılında Ankara Maarif Koleji’ni, 1957’de İTÜ inşaat Fakültesi’ni bitirdi. 2 Haziran 1961 yılında Fatma Fikriye Gürbüz ile dünya evine girdi. 1962 yılında ise Özge ismini verdiği kızı dünyaya geldi…

Edebiyatın Parlak Meşalesi (Sanatı)

“Belki yaşadığını sandığın hayat bir rüyadan ibarettir ve uyandığın zaman o da bütün gerçekleri görecektir; ya da herkes uyumaktadır da onun yaşadıkları gerçektir.”

Oğuz Atay’ın sanat ve kurmaca hakkındaki bu söylemi tek başına incelenmeli ve üzerinde düşünülmelidir. İcra ettiği sanatı hakkındaki tüm yorumlar, bu açıklaması üzerinden de değerlendirilebilir.

Gençlik yıllarında karikatürle ilgilendi
İçine kapalı bir çocukluk geçirdiği bilinen Atay sokakta, çevresinde gördüklerini kağıda karikatür olarak döker. Atay’ın bu yıllarda oluşan ince mizah anlayışı daha sonra yazacağı kitaplarda da kendini gösterir.

Eserlerinde diyalog, monolog, iç monolog, biliçakışı tekniklerini büyük bir ustalıkla kullanmıştır. (Tutunamayanlar syf. 460 – 537)

Bunu yanı sıra kişilik bölünmesini (Freud psikanalizi) yani ego ve süper ego kavramlarını sırasıyla Olric, Selim Işık, Turgut Özben olarak Tutunamayanlar’da görebilmek mümkün.

Usta yazar Atay’ın sanatına Kafka, Dostoyevski, S. Joyce, V. Nabokov, İ. Gonçarov, H. James ve Halid Ziya Uşaklıgil gibi güçlü isimler etki etmiştir.

Sanatına etki eden isimlerin arasında Halid Ziya’nın sayılmasının sebebi Atay’ın Halid Ziya’yı kendi duyarlılığına yakın bulduğunu söylemesidir.

Oğuz Atay’ın sanatı hakkında Murat Belge şu sözleri söyler:

“Avantgard olmak, olacak bir şeyi yazmak gibi bir tutkuyla yola çıkıyorsanız, o zaman başınıza ilk gelecek ihtimalin bu olduğunu da baştan kabul ederek gireceksiniz. Çünkü yaptığınız işin tabiatı gereği insanlara alışık olmadıkları bir şeyi sunacaksınız. İnsanların alışık olmadıkları o şey çok zaman inananların suratına şamar gibi gelir. Ve onlar da şamarla cevap verirler.”

OKU  Dair

O, kimse tarafından fark edilmemiş ve ait olduğu yalnızlığın kollarında veda etmiş yaşam denilen kuyu dibine…

1970’li yıllarda toplum, Atay’ı anlayacak ve okuyacak yeterliliğe sahip değildi. Ayrıca o dönemin aydınları ve eleştirmenleri de usta yazarı anlayacak yeterliliğe sahip değillerdi. Dönemin mühim isimlerinden Fethi Naci, Oğuz Atay’ı romancı olarak görmediğini ifade etmişti. Öyle ki Atay, öldükten sonra anlaşılan bir yazar olmuş; aydınlık yüzlerini karanlığa gömen sevgili halkı, onu 1990’lı yıllarda keşfetmiştir.

(Eserleri) 1977 – ∞

Yayımlanmış eserleri kronolojik olarak şu şekildedir:

Tutunamayanlar (1971-1972)

Tehlikeli Oyunlar (1973)

Bir Bilim Adamının Romanı (1975)

Korkuyu Beklerken (1975)

Oyunlarla Yaşayanlar (1985)

Günlük (1987)

Eylembilim (1998)

Atay’ın tamamlayamadan öldüğü ‘Türkiye’nin Ruhu’ adlı bir eseri daha vardır, basılmamıştır.

Saygı ve özlemle anıyoruz…

✓ 24Okur Edebi ve Kültürel Yayın İlkeleri Güvencesi
Bu içerik; 24Okur Yayın Kurulu ilkeleri doğrultusunda doğrulanmış, edebi tahlil ve kaynak güvenilirliği standartlarına uygun olarak yayına alınmıştır.
Gülsüm Özalp
Gülsüm Özalp
Ben Gülsüm. Edebiyatçıyım. Yaklaşık bir yıldır 24Okur ekibiyle çalışıp, editörlük yapıyorum. Aynı zamanda felsefeye ilgim var.

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar