İnsan Ruhunun Karanlık Hazzı: Schadenfreude Duygusu

☕ 13 dk okuma

Schadenfreude ne demek? Almanca kökenli bu sözcük, bir başkasının talihsizliğine veya başarısızlığına karşı hissedilen sevinci anlatır. Duygu kimi zaman kıskançlık, rekabet ve sosyal karşılaştırmayla; kimi zaman da kişinin haksız bulduğu bir sonucun gerçekleşmesiyle ortaya çıkar. Tek başına klinik tanı ya da karakter hükmü değildir.

Bu his, “başkasının acısına sevinmek” ifadesinden daha karmaşıktır. Birinin zarar görmesini istemekle, zaten gerçekleşmiş bir aksiliğe anlık olarak gülmek aynı davranış değildir. Hissettiğimiz tepkiyi fark etmek, onu başlatan düşünceyi incelemek ve zarar verici eyleme dönüşmesini önlemek mümkün olabilir.

Schadenfreude anlamı psikoloji açısından: Almanca kelimenin etimolojisi

Schadenfreude, Almanca Schaden (“zarar, hasar”) ve Freude (“sevinç”) sözcüklerinin birleşimidir. Türkçede tek sözcüklü, her bağlamda tam karşılık veren bir çevirisi yoktur; “başkasının talihsizliğinden duyulan sevinç” açıklayıcı bir karşılıktır. Almanca Duden sözlüğü sözcüğü başkasının aksiliği veya talihsizliği karşısındaki kötü niyetli sevinç olarak tanımlar (Duden, Schadenfreude).

Kelimenin Almanca olması, duygunun yalnızca Almanca konuşanlara özgü olduğu anlamına gelmez. Kavramı tanımlayan sözcük belirli bir dilde oluşmuştur; buna benzer tepkiler farklı toplumlarda da görülebilir. Duygunun nasıl adlandırıldığı ile kişinin onu hangi sosyal koşullarda yaşadığı birbirinden ayrı sorulardır.

Psikoloji yazınında Schadenfreude çoğunlukla başkasının olumsuz sonucuna duyulan haz veya olumlu tepki olarak incelenir. Araştırmacılar bu tepkiyi empati, sempati, kıskançlık ve adalet değerlendirmeleriyle birlikte ölçer. Bu nedenle gündelik bir gülümsemeden, kişinin başkasına zarar vermeye yönelik niyeti bulunduğu sonucu doğrudan çıkarılamaz.

“Pleasure at another’s misfortune” — “başkasının talihsizliğine duyulan haz.”

— Mina Cikara ve Susan T. Fiske, Their Pain, Our Pleasure (2013); İngilizce tanım Türkçeye çevrilmiştir (makale).

Sözcüğün bir başka özelliği, duyguyu kolayca ahlaki etiket haline getirmesidir. İnsan kendinde bu hissi fark edince “kötü biri miyim?” diye düşünebilir. Oysa duygu, kişinin seçtiği davranışla aynı şey değildir; sorumluluk, bu hissin fark edilmesi ve başkasına zarar verip vermediğimizle ilgilidir.

Neden başkasının düşüşü bize zevk verir? Schadenfreude örnekleri

Bir iş arkadaşının sürekli övündükten sonra küçük bir sunum hatası yapması, kişinin kısa süreli gülme isteği duymasına yol açabilir. Tanıdık bir örnekte, yıllarca rakip takım taraftarlarını küçümseyen kişinin kendi takımı yenildiğinde çevresindekiler sevinir. Bu örnekler, hissin ilişkiler ve geçmiş davranışlar içinde anlam kazandığını gösterir.

Sosyal psikoloji araştırmaları, kıskançlık duyulan veya rekabet içinde görülen bir kişinin başına gelen olumsuzluğun Schadenfreude’yi artırabildiğini bildirir. Cikara ve Fiske’nin derlemesi, yüksek statülü ve rekabetçi olarak algılanan hedeflerin talihsizliklerine verilen tepkileri ele alır; raporladıkları deneyler, her bireyin her durumda aynı hissi yaşayacağını kanıtlamaz (Cikara ve Fiske, 2013).

OKU  Haset ve Kıskançlık

Bu mekanizma, sosyal kıyaslamanın “ben neredeyim?” sorusunu sürekli canlı tuttuğu ortamlarda belirginleşebilir. Birinin düşüşü, kısa süre için kişinin kendi konumunu daha iyi hissetmesine neden olabilir. Bu rahatlama kalıcı özdeğer sağlamaz; başkasının kaybına bağımlı bir karşılaştırma düzeni, kişinin kendi hedeflerine yönelmesini de zorlaştırabilir.

2021 tarihli bir çalışma, sosyal karşılaştırma koşullarında kötü niyetli kıskançlık ile Schadenfreude arasındaki ilişkiyi ayrıca sınar. Bulgular farklı kıskançlık biçimlerini karşılaştırmaya yardım eder; tek deney her toplum ve ilişki için evrensel bir kural koymaz (sosyal karşılaştırma çalışması).

İkinci bir yol, sonucun hak edilmiş olduğuna inanmaktır. Birisi başkasını incittikten sonra bunun sosyal bir karşılık bulduğunu gören kişi, olayı adaletin yerini bulması diye yorumlayabilir. Çocuklarla yürütülen deneysel çalışma ve önceki yetişkin araştırmaları, algılanan hak edişin Schadenfreude ve sempatiyle ilişkisini tartışır; bu, her “hak etti” yargısının doğru veya adil olduğu anlamına gelmez (Schadenfreude ve sempatinin gelişimsel analizi).

Duygu kişinin grup aidiyetiyle de şekillenebilir. Bir futbol takımının taraftarı, rakibin yenilgisine sevinirken bunu yalnız kişisel kıskançlıkla açıklamayabilir; ortak kimlik ve rekabet duygusu da rol oynayabilir. Gruplar arasındaki kutuplaşma, karşı tarafın gerçek zararını önemsiz göstermeye başladığında bu haz, başkasına yönelik düşmanlığı normalleştirme riski taşır.

Araştırmalarda kıskançlık, hak ediş, grup kimliği ve sosyal mesafe gibi birden fazla etken incelenir. Bunlar tek bir evrensel neden veya kesin kişilik testi değildir. Aynı insan bir durumda başkasına karşı empati hissedebilir, başka bir durumda ise rekabetin etkisiyle kısa süreli Schadenfreude yaşayabilir.

Schadenfreude için ileri sürülen evrimsel açıklamalar da kanıtlanmış tek bir köken anlatısı sunmuyor. 2014 tarihli bir araştırma yazısı, duygunun evrimsel ve gelişimsel kökenlerinin henüz iyi anlaşılmadığını özellikle belirtir. Sosyal kıyaslama ve grup rekabeti günümüzde gözlenebilen koşulları açıklayabilir; tek başına evrimsel uyarlanmayı kanıtlamaz (Harris ve Fiske, 2014).

Bu çalışmalarda kullanılan senaryolar çoğu zaman kontrollü ve sınırlıdır. Bir katılımcının varsayımsal bir hedef hakkındaki yanıtı, gerçek bir yakınının kaybına vereceği tepkiyle aynı olmayabilir. Sonuçları okurken örneklemin kimlerden oluştuğunu ve duygunun nasıl ölçüldüğünü hesaba katmak gerekir.

Bazı araştırmalar, katılımcıların kendi bildirdiği duyguyu yüz kası tepkisi veya kararlarıyla birlikte inceler. Bir ölçüm tek başına duygunun tüm anlamını yakalamaz; gülümseme, hazla birlikte şaşkınlık veya sosyal baskıya uyum da olabilir. Bu nedenle nörobilimsel bulgular da gündelik kişiyi beyin taramasından tanıma aracı değildir.

Schadenfreude’nin görülmesi, insanların doğal olarak acımasız olduğu sonucunu vermez. Duygu sosyal bilgi ve değerlendirmelerle değişebilir; aynı kişi talihsizliğin haksız olduğunu düşündüğünde empati duyabilir. Araştırmacıların farklı koşulları karşılaştırması, tek bir ahlaki öz varsaymak yerine tepkinin hangi durumlarda ortaya çıktığını anlamaya yöneliktir.

Kıskançlık, adalet duygusu ve sosyal kıyaslama

Kıskançlık ile Schadenfreude ilişkili olabilir, ancak aynı duygu değildir. Kıskançlık başkasının sahip olduğu bir avantajı görüp kendi eksiğini veya kaybını hissetmekle ilgilidir. Schadenfreude ise o kişinin başına gelen olumsuzluk karşısında duyulan hazdır; birincisi karşılaştırmayı, ikincisi talihsizliğe verilen tepkiyi öne çıkarır.

OKU  Barnum Etkisi: Burçların Sahte Olduğunu Söyleyen Buluş

Richard H. Smith ve Wilco W. van Dijk, duyguyu açıklayan değerlendirmeler arasında kıskançlık, hak edilmişlik ve grup rekabeti gibi unsurları inceler. Derlemeleri, Schadenfreude’nin sosyal açıdan uygun görülmeyen bir duygu olarak gizlenebildiğini de tartışır (Smith ve van Dijk, “Schadenfreude and Gluckschmerz”). Bir araştırma derlemesi kesin bir bireysel teşhis aracı sunmaz.

Adalet duygusu, güçlü veya ayrıcalıklı görülen birinin başarısızlığını eşitsizliğin dengelenmesi gibi yorumlayabilir. Fakat “hak etti” düşüncesi, kanıtları seçerek görmeye ve başkasının acısını küçümsemeye de yol açabilir. Bir olayın adil olup olmadığını değerlendirirken kimin zarar gördüğünü, zararın ölçüsünü ve kişinin gerçekten sorumlu olup olmadığını ayırmak gerekir.

Talihsizliğe sevinen kişi, kendi kararını haklı göstermek için karşı tarafı bütünüyle kötü biri gibi görmeye başlayabilir. Bu tür siyah-beyaz yargılar, bir yanlışın sorumluluğunu tartışmak yerine insanın acısını eğlenceye çevirir. Eleştiri veya hesap sorma, zarar göreni aşağılamadan da yapılabilir.

Sosyal medyada ünlülerin hataları, rakiplerin başarısızlıkları ve alay içerikleri hızla dolaşıma girer. Bu içeriklerin altındaki beğeni veya kahkaha, izleyicinin duygusunu tek başına açıklamaz. Cikara ve Fiske’nin 2013 tarihli derlemesi, stereotiplerin ve kıskançlığın gruplara yönelik Schadenfreude tepkileriyle ilişkisini deneyler üzerinden tartışır; sonuçlar çevrimiçi her kullanıcıya genellenmemelidir (Cikara ve Fiske, 2013).

Burada adalet talebiyle intikam hazzı arasındaki çizgi önemlidir. Bir haksızlığın belgelenmesini, hesap sorulmasını veya zararın giderilmesini istemek, başkasının acı çekmesinden keyif almakla aynı değildir. Adalet, sürecin kanıta ve ölçülülüğe dayanmasını arar; Schadenfreude ise kişinin sonucuna verdiği duygusal tepkiyi anlatır.

Bir başkasının hatasına gülmek bazen ortak bir gerginliği boşaltan, zarar vermeyen kısa bir tepki olabilir. Ancak alay tekrarlandığında, özel bilgi ifşa edildiğinde veya bir kişi topluca hedef gösterildiğinde durum değişir. Duyguya isim koymak, davranışın etkisini görünmez kılmamalı; çevrimiçi ortamda paylaşımın gerçek kişiye ulaşabileceği unutulmamalıdır.

Bir deneydeki katılımcı tepkileri, gündelik hayatta kimin ne zaman sevinç duyacağını tek başına öngöremez. Araştırma sonuçları olasılıklar ve koşullar hakkında bilgi verir; kişinin kendi duygusunu anlaması için olayın geçmişine, taraflar arasındaki ilişkiye ve verdiği tepkiye de bakmak gerekir. Bu ayrım psikoloji bilgisini etiketleme aracına dönüşmekten korur.

Başkasının acısına sevinmek: bu duyguyla nasıl sağlıklı başa çıkılır?

İlk adım, hissi inkâr etmek yerine ne zaman ve kime karşı ortaya çıktığını fark etmektir. “Bu kişinin düşüşüne neden sevindim?” sorusu kıskançlığı, eski bir kırgınlığı, rekabeti veya adalet beklentisini görünür kılabilir. Bu yanıt kendini aklamak için değil, bir sonraki davranışı bilinçli seçmek için kullanılır.

Ardından duygu ile eylem arasına kısa bir durak koymak işe yarar. Birine mesaj atıp onu küçük düşürmeden, alaycı içeriği yaymadan veya işini zorlaştırmadan önce paylaşımın muhtemel etkisini düşünmek gerekir. Duygu kendiliğinden belirirken davranış seçimi kişinin sorumluluk alanında kalır.

OKU  Yenilenlerdenim

Özellikle başka birinin başına gelen zarar ağırsa, ilk duygusal tepkinin ardından onun ihtiyacını ve güvenliğini düşünmek gerekir. Acil yardım veya adil bir soruşturma gerekiyorsa, alaycı yorumlar bu ihtiyacı perdelememelidir. Böyle bir durak, hissi bastırma zorunluluğu değil, ona göre nasıl davranacağını seçme fırsatıdır.

İş yerinde bir çalışma arkadaşının başarısızlığını kutlamak yerine, olayın gerçek etkisini ve sorumluluğu tarafsız biçimde konuşmak daha yapıcıdır. Bir hata ekip güvenliğini etkiliyorsa sorun çözülmelidir; kişiyi aşağılamak çözümün parçası değildir. Benzer biçimde, çevrimiçi ortamda bir hatayı ifşa etmeden önce kamu yararı ile teşhir arasındaki farkı düşünmek gerekir.

Kişi kendine şu soruları sorabilir: Bu aksilik gerçekten birinin verdiği zararın sonucu mu, yoksa talihsiz bir olay mı? Benim sevincim hangi değeri koruyor? Benzer bir hata yaptığımda başkalarının bana nasıl davranmasını isterim? Bu sorular, adalet değerlendirmesini otomatik intikam arzusundan ayırmaya yardım edebilir.

Empatiyi güçlendirmek, karşı tarafı mutlaka sevmek veya her davranışını bağışlamak demek değildir. O kişinin yaşadığı sonucun gerçek etkisini, yakın çevresini ve kendisi için ne ifade edebileceğini düşünmek, alayı azaltabilir. Bir haksızlık varsa hesap verebilirlik ve zarar göreni desteklemek, küçük düşürmekten farklı bir karşılık sunar.

Bu duygu sık sık ortaya çıkıyor, ilişkileri bozuyor veya kişiyi başkalarına zarar vermeye itiyorsa, tetikleyicileri bir uzmanla konuşmak yararlı olabilir. Ancak tek bir anlık sevinç, ruhsal bozukluk tanısı koymak için yeterli değildir. Makalenin konusu gündelik bir duyguyu anlamaktır; kişisel sıkıntı belirginleştiğinde profesyonel destek almak daha uygun olur.

Bazen kişi bir başkasının başarısızlığını görüp aynı anda hem rahatlama hem rahatsızlık hissedebilir. Duyguların birlikte bulunması tutarsızlık değildir; sosyal bağlar, değerler ve rekabet farklı yönlere çekebilir. Kendine zaman tanımak, ilk tepkiyi kalıcı bir tutum veya eylem sanmadan değerlendirmeyi sağlar.

Schadenfreude örnekleri üzerine düşünürken kişinin çevresindeki normlara da bakılabilir. Arkadaş grubunda başarısızlıkla alay etmek ödüllendiriliyor mu? Bir iş ortamında rakiplerin hatası adaletsizliği mi görünür kılıyor, yoksa birlikte çalışmayı mı zedeliyor? Böylece yalnız bireyin hissi değil, bu hissi besleyen sosyal iklim de incelenir.

Sonuçta Schadenfreude, başkasının olumsuzluğuna verilen haz tepkisidir; nedeni ve etkisi bağlama göre değişir. Kıskançlık veya adalet duygusuyla ilişkili olması, her örnekte aynı açıklamanın geçerli olduğu anlamına gelmez. Hissi fark etmek, onu zarar veren bir davranışa dönüştürmeden değerlendirme alanı açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Schadenfreude ne demek?

Schadenfreude, bir başkasının talihsizliği veya başarısızlığı karşısında duyulan sevinçtir. Sözcük Almanca Schaden ve Freude birleşiminden gelir.

Schadenfreude kötü bir insan olduğumu mu gösterir?

Hayır, tek bir duygu kişiliğin tamamını veya ruhsal sağlığı göstermez. Bu hissin nasıl davranışa dönüştüğü ve başkasına zarar verip vermediği daha anlamlıdır.

Schadenfreude kıskançlıkla aynı şey midir?

Hayır, kıskançlık başkasının avantajıyla yapılan karşılaştırmada ortaya çıkabilir. Schadenfreude ise o kişinin başına gelen olumsuzluğa verilen haz tepkisidir.

Bu duygu nasıl yönetilebilir?

Hangi olayın ve düşüncenin hissi tetiklediğini fark edip tepki vermeden önce duraklayabilirsiniz. Alay veya zarar verici paylaşım yerine adil hesap verebilirlik ve empatiyi seçmek yardımcı olabilir.

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar