Tanrı Parçacığı

FELSEFİ VE TEOLOJİK DEĞERLENDİRMELER

Her insan içinde onlarca soru ile var olur aslında. Sorgulama yeteneğini yitirmek hafıza kaybı ile aynı zannımca. Kişi her şeyden ve herkesten emin olamayacağı gibi bildiği şeylerin doğruluğundan da emin olamaz.

Doğru nedir? Kime göre doğrudur? Doğru kavramını şekillendiren nedir? Buna kim karar verir? Bir şeyin doğru olması kabul göreceğini mi gerektirir? İnsanlar ömürleri boyunca kaç doğru biriktirir? Benim doğrularım kimlerde kaç yanlış götürür ya da benim yanlışlarımı kimler doğru görür? Sorgulamalarımıza bir pencere daha açmak adına, emek yüklü bir eseri daha sizler için özetledim. Kısacık bir kitaba verilen kocaman emek ve yığınla bilgi yükü bir solukta okunmayı hak ediyor.

Bir göz atalım Tanrı Parçacığı kimde ne uyandıracak.

Öncelikle Tanrı Parçacığı nedir? Ve kim tarafından kaç yılında gündeme gelmiştir? Yazarı kimdir? Neleri konu alır?

Bu küçük soruları cevapladıktan sonra kısa bir tanıtım ile kitap önerimi sonlandıracağım.

Yazarımız Caner Taslaman Kimdir?

Caner Taslaman, Boğaziçi Üniversitesi’nde sosyoloji alanında lisansını bitirdi. Marmara Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü’nde “Big Bang Teorisi’nin felsefe ve teolojiyle ilişkisi” üzerine yazdığı teziyle yüksek lisans çalışmasını; aynı bölümde “Evrim Teorisi’nin felsefe ve teolojiyle ilişkisi” üzerine yazdığı teziyle doktora çalışmasını tamamladı. İkinci doktorasını İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Küreselleşme Süreci’nde Türkiye’de İslam” isimli teziyle yaptı. Doçentlik tezinin konusu ise “Kuantum Teorisi’nin felsefe ve teolojiyle ilişkisi” oldu.

Tanrı Parçacığı Nedir?

Bozonu, Higgs Parçacığı veya kısaca Higgs denil- mektedir; Bu parçacığın sonradan popüler olan is- miyse “Tanrı Parçacığı”dır. CERN’den yapılan açık- lamalara göre Higgs’in teorik çalışmasından 48 yıl sonra, 2012 yılında, bu parçacığın varlığı (dolayısıyla Higgs Alanı’nın varlığı) deneysel olarak doğrulandı.

2500 Yıl önce bazı Antik Yunan düşünürleri, atom bölünemeyen görünemeyen, bu en küçük parçadan hareketle ontoloji oluşturup, “değişimi” ve değişimin arkasındaki “değişmeyen özü” açıklamaya çalışıyorlardı.

Daha sonra İslam felsefesinde yer alan, “Kelam Atomculuğu” gibi yaklaşımlarla da mikro dünya, felsefi ve teolojik yaklaşımların da gündemdeydi.

19 yüzyılda John Dalton, kimyasal bileşikler üzerinde çalışarak atomu doğrudan gözlemleyemediyse de deneysel ve gözlemsel verilerden hareketle bir atom teorisi oluşturdu. 1897 yılında Cambridge’de John Thompson’un atomun hareket halinde parçacıklardan oluşumun açısından önemli bir dönüm noktasıdır.

20. yüzyılda atom ve atomaltı parçacıklar felsefe ve teolojiden çok bilimsel çalışmaların konusu oldu. Proton ve nötronlar da yüksek teknolojisi harikası parçacık hızlandırıcılarla bölündü, ve bunları oluşturan ‘’ kuark ‘’ denen daha temel parçacıkların varlığı öğrenildi. Eş parçacıklar şeklinde gözüken kuark çiftlerinden (up and down kuarklar gibi) eş parçacıklar şeklinde gözüken lepton çiftlerinden  (elektron ve elektron nötrino gibi)  ayrıca kuvvet taşıyıcı bozonlardan oluşmaktadır (matematiksel ve deneysel olarak doğrulandı ). Bu standart model, bahsedilen parçacıklar, birbirlerinden oldukça farklı kütlelerini nasıl kazandığı sorusuna yanıt veremez.

1964 yılında Peter Higgs, temel parçacıkların her yerde mevcut olan bir alan ‘’ Higgs Alanı ‘’ile sürekli etkileşimleri sonucu kütle kazandıkları modelini ortaya koydu. Bu alanın parçacık olarak gözlenmiş haline Higgs Bozonu, Higgs Parçacığı, veya Higgs denildi. Sonra da popüler ismi ise “Tanrı Parçacığı”dır.

Bir şaka neleri doğurur. Ya da şaka, şaka olarak kalır mı işte bir kanıtı daha.

Bilim adamlarından birinin bu parçacığa  “Allah’ın belası parçacık” demesi üstüne bu isim konulmuştur. 2012 Yılında Higgs Alanının varlığı deneysel olarak doğrulandı. Kütle, harekete karşı dirençtir, ve kütle olmasaydı, her şey kütlesiz fotonlar gibi savrulurdu. Abdus Selam ve Steven Weinberg elektromanyetik kuvvet ile zayıf nükleer kuvveti birleştirerek önemli bir başarıya imza attılar.

Higgs Alanı, evrenin her yerinde mevcut olan bir alanı ifade etmektedir. Higgs parçacığının kütlesi bir protonun kütlesinden 100 katından büyük olduğu için çok yüksek enerji değerlerine çıkmak gerekiyordu, bu değerlere çıkıldığı zaman ise bu parçacık saniyenin çok küçük dilimlerinde hemen kayboluyordu (çok yüksek bütçe ve çok büyük parçacık hızlandırıcı gerekliydi).

Bunun için Fransa-İsviçre sınırında CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) yüzlerce metre yer altında 27 km uzunluğunda Büyük Hadron Çarptırıcısı yapıldı. Binlerce mıknatıslı bir sistem yardımıyla, çok yüksek hızlarda (ışık hızına yakın) saniyede yüz milyonlarca proton çarptırıldı. 2012 yılında Higgs’i bulduklarını açıkladılar (ayrıca Atlas adlı bağımsız grup 2012’de aynı sonuca vardı).

Caner Taslaman’a göre, Tanrı parçacığının bulunması ile Tanrının varlığı veya yokluğu lehinde bir durum oluşmamıştır.

Yani bu parçacığın bulunması ile insanoğlunun tanrıya ihtiyaç duyup duymadığı mı kanıtlanacaktı? Filozoflar, araştırmacılar, hassas din düşünürleri ve ateizm destekçilerinin tepkileri ve yorumları neler oldu?

Einstein’nın görüşü; Tanrı inancına, Tanrının üstün zihnini açığa çıkaran evrendeki rasyonal yapının yol açtığıdır. İkincisi, insanın bilinç ve mantıksal kurallarla işlemek gibi özellikleri sayesinde rasyonal zihne sahip olması. Üçüncüsü ise insan zihni ile evrenin uyumlu olması neticesi evrenin anlaşılabilmesi.

Sonuç olarak, Tanrı Parçacığını bulmak insan zihninin ve modern bilimin en büyük başarısıdır. Fakat bu başarı ile fiziğin ve bilimin epistemolojik sınırları olduğundan daha geniş gösterme yanlışına düşülmemelidir.

Tüm evrenin bir matematiği olduğunu her araştırmada kanıtlayan zihinler var oldukça, sorgulamayı reddeden ve evrenin muhteşem sistemini görmezden gelen ve sadece eleştiren zihinler de var olacak. Bu kitap ve daha fazlasına, www.canertaslaman.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Ve murdarlığı, âkilâne düşünmez kimselerin üzerine kılar. YUNUS-100

Öyle ise aklın yaratıcısının, aklını kullanmayanları hüsrana uğrattığını kanıtlayan bir delil daha sunup iyi okumalar diliyorum.

Afra Yeter Tosun. Yazar. 9 kasım 1996'da Van'da doğdu. İlkokuldayken ailesiyle Antalya'ya taşındı. İlkokul ve lise eğitimlerini burada tamamladı. İlk üniversitesi olan Akdeniz üniversitesini yarıda bırakıp, Eskişehir Üniversitesi Adalet bölümünü okumaya başladı. Eğitim hayatı hala devam ederken, çocukluktan beri süregelen yazma aşkı ve ilkokul öğretmeninin de ısrarla yazmasını istediği şiirlerini ve yazılarını yazmaya devam ediyor. Eserleriyle büyüdüğü üstadlardan feyz alarak yazılarını büyük kitlelere duyurmak ve iz bırakanlardan olmak en büyük gayesi ve hayali.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir