21.9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 28, 2022

Salt Gerçeklik

Mersin, 16 Kasım 2000, Perşembe

-Birinci Fasıl-

“… Ben ailemin en küçüğüyüm. Benden büyük bir ablam ve abim var. Ablamla yaşça birbirimizden uzağız. Abimle ise aramızda sadece 11 ay var. Sebebi bu mudur bilinmez, ablam pek bir umarsızdır aile içerisinde. Zaten ilk fırsatta evlenip gitmesi de bunun bir göstergesi. Apar topar evlendi ve kaçar gibi gitti Trabzon’dan. Boşandığındaysa geri dönmedi. Özellikle babamdan kaçmak istiyordu. Babam sert ve muhafazakar bir adamdı.  Aslında bu tam olarak böyle değil. Babam sert ve o zamanlar yakın çevresinde kimlerle çıkar ilişkisi var ise onlar gibi bir adamdı. O sıralar Adıyaman’dan birileriyle ne olduğunu anlamadığım bir takım toptancılık işleri yapıyordu. Ondan sebep muhafazakardı. O zamanlar abim ve ben çocuk olduğumuzdan bize fazla bulaşmazdı ama ablamın üzerine çok gitti. Üniversiteyi kazandı ablam ve göndermedi. Belki de evlenip gitmekle ablam en mantıklısını yaptı, bilmiyorum…

Abim ile ben hep yan yanaydık. Buna da zorunlu olarak yan yana olmak diyebiliriz. Ablam gittikten sonra annem normal olarak çok üzülmüştü. Eğer bizi birbirimize bağlarsa bu şekilde kaçar gibi gitmeler yaşamayız diye düşünmüş olacak, ergenliğimizin bir kısmında bile aynı yatakta yatıracak kadar mantıksız bir tutum içerisinde davrandı. Bir gece babamın bir anda patlayan öfkesi sağ olsun, nihayet bizi ayırdılar. Sanırım babamın hayattaki en mantıklı hareketlerinden biri de bu oldu.

Diğer taraftan abim, Karadeniz Bölgesi’nin herhangi bir şehrinde gayet rahat rastlanacak bir durum olan, erkek evladı şımartarak büyütme yöntemine her daim maruz kalıyordu. Eline dokuz yaşında verilmiş tabancanın yarattığı boş özgüvenle doluydu hep. Sanki etrafımızda hep düşman varmışçasına gardını bozmaması ve her an saldırıya hazır olması gibi paranoyak bir dürtüyü de yine sağ olsun babam abime nakış nakış işledi. Bana karşı hep sevecen ve iyi kalpliydi abim. Ama bunların toplamı kadar da kıskanç. Öyle ki, kendisinden başka hiç arkadaşım olmaması için neredeyse mahalledeki kızları bile dövecek bir manyaklık mertebesine ulaştı. Özellikle yatağımızın ayrılmasından sonra bu halleri daha da belirginleşti. Bir defasında babamdan gizlice beraber uyumayı teklif etti. Bana çok sıkı sarıldığı için artık bunu yapmak istemediğimi söyleyerek onu reddettim. Bu olay olduğunda ben on altı, o on yedi yaşındaydı. Lisede sırf benimle aynı sınıfta okuyabilmek için bilerek sınıfta kalmıştı. Kimseyi yanaştırmıyordu yanıma. İyice sıkışmış hissettiğim bir anda olanları anneme anlattım. Annem de akşamına babama anlattı. O gece ilk defa bir insanın gözümün önünde bayıltılana kadar dövüldüğünü gördüm. Çok korkmuştum.

O günden sonra abim artık bana yanaşmıyordu. Diğer bir taraftan da kimseyi yanaştırmıyordu ama hala daha. Böylesi hırçın halleri yüzünden başı her seferinde belaya giriyordu. Babamdan dayak yediği gece korkumdan ve üzüntümden olacak özür dileye dileye sarıldım ona. Babama olan kini o anda dindi, bunu gayet net hissettim. Başının belaya girdiği her durumla ilgili bir gün bana “Bunlar hep senin yüzünden oluyor, hiç mi üzülmüyorsun benim için?” dediğini unutmuyorum. Doğrudan vicdanıma saldırıyordu. Sürekli benden teselli bekliyordu sanki başı her belaya girdiğinde. Bu durumu da anneme anlattım, aslında babama. Son söylediklerimden sonra beni teyzemlerin yanına Samsun’a gönderdiklerinde neden bu kadar telaşlı davrandıklarını anlamamıştım. O sıralar liseden mezun olmuştum, o ise çift dikiş devam ediyordu. Teyzemde kaldığım sürede sınava hazırlanıp üniversiteyi kazandım. Babam beni de göndermez diye çok korkmuştum ama hiç beklemediğim bir şekilde beni kutladı ve gitmem için bana izin verdi…

-İkinci Fasıl-

Hakan’ı ilk defa evrak teslim kuyruğunda gördüm. İkinci defa ise o zamanlar sert ve milliyetçi olan babamın arkadaşlarının çocuklarıyla zorla arkadaş yapılmaya çalışıldığımda. Sayesinde kurtuldum ellerinden. O gün arkadaş olduk onunla. Babam siyasete bulaşmamamı öğütlüyordu. Ancak, tanışayım diye tavsiye ettiği herkes beni bir yerlere çekmeye çalışıyordu sürekli. Bunlardan bahsettim Hakan’a. Böyle böyle derken sohbet uzayıp gitmiş. Hatta bir gün baktık ki neredeyse okuldan hiç arkadaşımız yok. Bu çok büyüleyici bir şeydi benim için. Zaten hemen akabinde sevgili olduk. Bazı halleri bazen beni biraz tedirgin etse de, nihayet kendimi biraz olsun huzurlu hissetmeye başladım.

Hiç beklenmeyecek şekilde ağzı güzel laf yapan, kitap okumayı seven bir adamdı Hakan. Hoş okuduğu kitaplar hep kişisel gelişim üzerineydi ya neyse… Zaten her durumda beni bir şekilde kendisine hayran bırakmayı başarıyordu. Böyle olunca insan karşısındakinin ne kadar düşünceli, zeki ve anlayışlı olduğu özelliklere pek takılmıyor. Beraber hikayeler yazıp fanzin olarak bunları okulda dağıtmayı düşünüyorduk. Beraber edebiyat kulübüne de katıldık hatta. Sevgili olma sürecimizi de böyle özetlemek doğru olabilir aslında. Doludizgin bir ilişki yaşamıyorduk. Hakan şımarık bir çocuk gibi, parmağının ucu çizilse mızmızlanırdı. Onu iyileştirmek hep bana düştü. İşin ilginç yanı bu durum hoşuma gidiyordu. Çünkü abim gibi beni suçlamıyor, bütün kabahati dünyayı atıyordu. Böylesi bir durumda birine yardımcı olmak, onu sarıp sarmalamak çok romantikti.

Ankara’da yaşamaya yavaş yavaş alıştığım bir dönemde abim bir anda çıkageldi. Beni özlediğini söylese de telaşı her halinden belliydi. O zamanlar yurtta kaldığım için eski huylarını yeniden ortaya çıkarmıyordu. Bende, artık daha normal davrandığını düşünerek onu Hakan ile tanıştırmak istedim. Kalabalık bir mekanda bu isteğimden bahsettim. Büyük bir öfke patlaması yaşadı adeta. Bana hakaretler etmeye başladı. Üstüme geleceği anda bulunduğumuz yerdeki tanımadığım insanlar bana yardım ettiler ve resmen ilk defa abimden kaçmış oldum. Yurda girer girmez babamı aradım. Ertesi gün Ankara’ya geldi babam ve abimi götürdü. Sonra öğrendim ki; Trabzon’da bir gasp olayına karıştığı için kaçmış oradan. Babam da ders olsun diye yanımdan aldığı gibi Trabzon’da polise teslim etmiş. Abim babamdan ölesiye korktuğundan kılını bile kıpırdatmamış tüm bunlar olurken. Olan biten ne varsa ablama anlattığım bir gün ise ablam sadece “Tasalanma geçer.” dedi sadece. Daha sonra pişman olmuş olacak, “İstesen biraz yanıma Aydın’a gel.” dedi ertesi gün telefonda. Bir hafta sonu yanına gittim ve ilk defa dertleştim onunla. O anda bile umarsızlığı sanki ruhuna yapışmış gibiydi. Beni hiç dinlemiyormuşçasına haller takınıyordu. Ne yalan söyleyeyim, bir daha çağırsa gitmem diyerek yanından ayrılıp Ankara’ya dönmüştüm.

Bu olay olduktan sıralarda arkadaşlarıyla eve çıkmıştı Hakan. Sanki her an abim gelecekmiş gibi düşünerek bazı günler yurda gitmez Hakan’la kalırdım. Bir yerden sonra bu durum yurttan atılmama kadar süregelen bir durum haline geldi. Babam ise durumu öğrendiğinde bana kızmamıştı. Arkadaşlarımla eve çıkmamın daha hayırlı olacağını söyledi ve yine hiç beklemediğim bir şekilde bana destek çıktı.

Bu süreçte kısa bir dönem Hakan ile beraber yaşadım. O dönemde beraber uyuduğumuz zamanlar tıpkı abim gibi bana çok sıkı sarılırdı arkamdan. Nefesini ensemde hissetmek çok korkuturdu beni. Bu yüzden daha ileri gitmeye kalktığı her seferinde durdurdum onu. Bir gün nedenini sordu ama utançtan anlatamadım.

Hakan’ın o günden sonra tavırları değişmeye başladı bana karşı. Eskisi gibi ilgili değildi. Bunun nedenini daha sonra anladım. O bildiğimi bilmez, lakin beni farklı bir iki kadın ile aldattığını biliyorum. Hatta birini kendim bile gördüm. Yine de ezik bir çaresizlikle bağlıydım ona. Hayatımda ilk erkek olması mı, yoksa hayatımdaki diğer erkeklerden çok farklı olması mı bilmiyorum, ondan bu durumda bile hiç ayrılmak istemedim. Okul bitti ve ben istemeyerek dahi olsa Trabzon’a dönmek zorunda kaldım. Gitmeden son defa konuştuğumuzda Hakan ilişkiyi bitirmeye çalışıyor ancak bunu da benim üzerime yıkarak yapıyordu. Ayrılma isteğini ilk benim ağzımdan çıkarmak için insanüstü bir çaba sarf etti Ankara’daki son konuşmamızda. Öyle de oldu. Ancak yine bazı bazı görüşmeye devam ettik. Tabi eminim ki Hakan size bu kısımları anlatmamıştır.

Sanırım şimdi biraz mola versem iyi olacak…”

Önceki İçerikYasaklı Şair
Sonraki İçerikOralet Konuşuyor-2

Related Articles

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles