İştiyak-ı Beşir

Şehir kapıları ardında sürgü sesleri
İçinde, kaybolan mazinin parmak izleri

Magrib dolaylarının, ıslak köylerinde
Dehrizi uçsuz bucaksız, köhne evlerinde

İşitir durur, kalınca yongası dumanlı
Çekerken, zifir karası anıları canlı

Oysa, umuda çekilen özlemin bendesi
Ketum bakışlı, dilruba huylu, zulmün sesi

Uykusuz geceler boyu, sızıya aldırmaz
Zehrini kusar gökyüzüne, kimseler duymaz

Anlamak isteseler de olamazlar mazhar
Kısılan gözler, ne lütfunda eğilen başlar,

Latifeye lüzum görmeyen söz sahipleri
Azarlar, yüzlerinde yersiz şefkatleri

Rızasını kazanmak için, enaniyetle
Divanından seçili, zehir kokan mendile

Akıttıkları her göz yaşını nakşederken
Yese bürülü suratlar, bir yandan gülerken

Izdırabın kadim dostları yoktur bilirler
Merhamet sarayı giryene hastır, bilmezler

“Uyan Merhumi, zaman azaldı heybemizde
Darağacı büyüdü, yeşerdi evimizde
Kullar içtimada , gıyabı haşr-u neşirde
Gözlerimiz yollarda, iştiyak-ı beşirde”

Mehmet Fatih Güneş
İnşaat Mühendisi ~ Müzisyen ~ Yazar