21.9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 28, 2022

Hayatta En Hakiki Hurşit

Hurşit, kendi hayatının film şeridindeki ilk sahnede, başında beyaz bir takke ve etrafında kendi gibi beyaz takkeli bir düzineden biraz fazla çocukla –ki bu miktarın sayılabilir oluşunu ilkokulda öğrenmişti- birleştirilmesine müsaade edilmemiş bir halka düzeninin alelade bir yerinde oturuyordu. Haylaz kişiliğinin çocuk bünyesine yapmış olduğu etkiden sebep, aklı hep sokaktaki dondurmacıdaydı. Etrafındaki çocuklar sıra ile dilleri döndüğünce bir şeyler söylüyorlardı. Olmamış halkanın orta yerinde henüz pedagojiden haberdar olmayan bir adam, konuşmasına izin verdiği her çocuğa sinirli gözlerle bakıyordu. Böylesi üzücü ve korkutucu halin zamanla hafifleyen etkileri artık bir sıkılganlık evresine rast geldi. Zaten her gün cebine rüşvet gibi konulan günlük dondurma harcırahının verdiği sorumluluk duygusuna istinaden, bu olamamış halka içindeki yerini alan Hurşit, sıkıntısının son perdesinde, fark edilinceye kadar dondurma parasını almak suretiyle, bütünleşmemiş halkada bir delik de kendisi açtı.

Hurşit meraklı bir çocuktu. Tevellütlünün çoktan az geçmiş zamana dayanması münasebetiyle, teknolojinin henüz derbeder ve ceplere uğramadığı yıllarda, bilmeye olan merakı şaha kalkmıştı. Çok soru sorar, hiç cevap alırdı. Aile içinde, o yaşta bu denli sorgu tecrübesinin minik bir bedende vuku bulması, ebeveynlerinin evvelden gelişlerinin mutlak değişmezliği nedeniyle hoş karşılanmamaktaydı. Aslında okula gitseydi bütün sorularına zaman içinde, sistematik bir biçimde yanıt bulacaktı. Arkadaşlarının tümünün bu eyleme vakıf olabilmesi, okula gitmek adı altındaki bu faal ve havalı gösteren şeyin Hurşit nezdinde karşılığının olmaması ve gıyabında çocuk şuurların her şeye yatkın gelişimlerine istinaden Hurşit’i ötekileştirilmesi büyük bir haset yangının başlangıcıydı. Lakin bu durum birkaç emniyet mensubunun ve mali memurun Hurşit’in evinin kapısında babasıyla yaptıkları bir görüşme neticesinde son buldu. Hurşit ise çaktırmadan ezberlediği alfabe ve dört işlemin ikisine olan mutlak hakimiyeti sayesinde, bir sene geriden geldiği öğrenim sürecinde mahallesinin ilk sınıf atlayanı oldu.

Hurşit’in babası kunduracıydı. Madem okula gidebiliyor, o vakit kunduracıda da çalışabilir olması fikri, taraflı deliller neticesinde sabit bir mantıkla, aile içi hukuk sisteminin en otoriter temsilcisi olan dede kişisinin mutlak verdiği hüküm çerçevesinde karara bağlandı. Hurşit artık kesirli sayıların ve Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasının bilincine kazındığı gündüz büyülerinin etkisinden, teneffüsleri on dakika süren okulundan arda kalan zamanda, kunduracının baş kundura cilacısı olarak, mazbatası olan cilayı, bezi ve fırçayı babasından az bir gurur ile devraldığı anlarda sıyrılıveriyordu. Çok kısa bir zaman içerisinde, kundura tamirinde kullanılan tiner ve yamacından eksik olmayan cilanın malum etkisi, sinir uçlarının yeni yeni sarmallar oluşturmak için fizibilite çalışması yaptığı beyninde iç karışıklıklara neden oldu. Üstüne bir de ne kadar yıkasa da ellerinden çıkmayan ayakkabı boyası, okuldaki arkadaşları tarafından talihsiz ve acımasız alayların konusu olmuştu. Böylesi bir durumdan şikayetçi olduğu ikinci makam olan aile meclisi, erkek üyelerinin ”Utanıyorsan okula gitme. Böylece kimse seninle dalga geçmez.” gibi, temelli dehşetrengiz bir isyan durumunu şiddet kullanarak bastırmaya meyilli tutumu ile sonuç bulmuştu. Fakat Hurşit, birinci şikayet makamı olan ve şikayet talebi neticesinde tüm sınıfı azarlayarak özür dilemelerine vesile olan Selma öğretmenine duyduğu hayranlığın izinden gitmeyi tercih ediyordu. Bu su götürmez tercihi, Selma öğretmenin yaz tatilinde evlenerek Belçika’ya gitmesi nedeniyle çöküntüye uğramıştı. Daha da önemlisi Belçika neresiydi?

Hurşit, öğreniminin beş yıllık temelini, hüsranına rağmen tamamlamayı başarmıştı. Aile büyüklerinin etkin demagojik söylemleri ve bu minvalde ürettikleri sahte iyimser tutum ile kendi yollarına girmeyen Hurşit için, uygulanan uygun dozlu şiddet çerçevesindeki kekremsi geçen bir yaz mevsimi akabinde, Hurşit terfi ettirilerek deri kesme ve taban çakma mertebesine, öğrenim hayatını sonlandırması dayatmasıyla atanmıştı. Ama gel gelelim sopası olmayan Allah’ın, devlet yolu ile yine Hurşit’i öğrenim dünyasına ite kaka sürüklemesi, karlı bir kış gününde karara bağlanan Avrupa Birliği uyum süreci paketi isimli zımbırtıdaki bir madde neticesinde gerçekleşti. Meslek erbabı olan herkesin, erbaplığını belgelendirmesi gerektiğini, bir bahar akşamı yasalaştıran meclis vekilleri, Hurşit’e ‘Çıraklık Eğitim Merkezi’nin’ hayali neonlarla süslenmiş tabelasına doğru gitmesi gerektiğini fısıldıyordu adeta (bu duruma tiner etkisi de diyebiliriz). İnceden ergenliğin isyankar sularında, kime kafa tutsam diyerek kulaç atan Hurşit, sadece geliş yolları farklı ancak, neticesi birbiriyle aynı kaderleri paylaşan, bir iki yürüyen sivilce bütünü ve diğer kendilerinden yaşça büyük ve yaş skalasında farklı farklı yerlerde konumlanmış diğer meslek erbapları ile birlikte, birleştirilmesine müsaade edilmemiş bir halkanın alelade bir yerinde, geçmişten sanki bir şeyler hatırlamışçasına oturmaktaydı.

Hurşit, dünya üzerinde iletişim kurulabilecek insan sayısının, ailesinin nüfus sayımındaki devlet defterine geçen toplam hane halkı sayısından daha fazla olduğunu öğrendiği bu yeni ve duygusu karmaşık günlerde, ‘Astım’ adı verilmiş solunum yolları belası ile ailesinin bile inanmadığı fakat, bel bağlamak zorunda kaldığı tıp bilimi sayesinde, bir gece kaldırıldığı hastanenin acil servisinin akabinde gelişen süreç içerisinde, biraz korku dolu tepkiler vermek suretiyle tanıştı. Duygusu karmaşık günlerin duygusunun aşırı karmaşık olması durumu, bedenine gömülü bu hastalığı bilincinin neresine koyacağı konusunda şaşırtmacalar yaratıyordu. Tüm kimyasının allak bullak olduğu bu saykodelik günlerde ailesi, içe kapalılıklarının dışa vurumu olan cehalet bilincinin etkisinde ve çaresizdi. Hurşit’in gün be gün artan sinir katsayısının, verdiği aşırı tepkilerinin sebebinin sadece astım olduğunu varsayıyor, ‘ Aman ilişmeyelim sonra hastalığı azar’ kalıplı aciz yöntemin ardına saklanıp, gelecek aksiyon dolu arabesk günlerin, normalinden daha hızlı gelmesine sebebiyet vermek suretiyle, sarılmış tütünün, tüketilmiş alkolün ve hayattan beklentilerinin o anda oturdukları yerden zengin olmak olan kifayetsiz arkadaşlarının, el birliğiyle alevlendirdiği anlık ve devşirme bir anarşi dürtüsüyle, öğrenim gördüğü Çıraklık Eğitim Merkezi girişindeki plastik kulübeyi, gecenin bir vakti, tüketilmeye nefes yetmediğinden dolu kalmış alkol şişelerinin molotof yapılması yordamıyla yakmasına sebep oluyorlardı.

Hurşit, bu bireysel eğlence anlayışı olarak kabul ettiği eyleminin, aslında devlet malına zarar vermek kalıplı ve Türk Ceza Kanunu’nda yeri olan bir suç fiili olduğunu öğrenmesi, bunu idrak etmesi ve bundan korku duyması sadece birkaç saatini almıştı. Neticesinden yeterince tutuştuktan sonra geçen günler içerisinde, mevzu bahis olaya şahit arkadaşlarından kimsenin, herhangi bir kolluk kuvvetine ya da kurum yetkilisine ötmemesi, Hurşit’in manevi değerler borsasındaki aile hisselerinin hızla değer kaybına neden oluyor, el alemin adamı yaftasındaki kılıksız bireylere ait olanların da yükselmesine neden oluyordu. Artık olumlanabilir tüm değer yargılarının kaynak aktarımı dost, arkadaş ve kardeş gibi kavramların alt kümelerinde, aldıkları hisse değerleri neticesinde sıkıştırılmış olan kişilere fütursuzca dağıtılıyordu. Günler aileden giderek uzaklaşılan, işten kaytarılan, eve vakitsiz girilen, doğasında hakikaten iyi niyet çağrısı olan bir kısım saygı merkezinin kelamlarının dahi kulak arkası edildiği, duygusuz bir düzene sürükleniyordu. Geriye kalan sadece ve sadece bir takım uyarıcıların etkisinde geçirilmiş faili meçhul zamanlardı.

Hurşit, adına yazılmış her hikayenin içinde muhtemelen her paragrafın ilk cümlesinin kendi adıyla başlamasını isterdi. Kendi içi gibi olmayan ne varsa uzak durmayı hayal ederdi bazı bazı, hayallerinin bazılar içerisine sıkışmasının asıl nedeninin savrulduğu hayatı olmasına karşın. Öğrenim sürecinin içerisinde becerebildiğince yol almak, karşı cinsle bir şekilde diyalog kurabilmek, en kötü ihtimal miras kalacak kundura dükkanını, o köhne ve soluk halinden çıkarabilmek.. Fazlasında gözü olmadan, kendine ve sevdiklerine yetecek kadar bir hayatı, etliye ve sütlüye dokunmamak parantezinde yaşayarak, kendinden sonraki ve kendisinin de oluşumunda bir takım katkıları bulunarak yetiştireceği nesle, o günlerde bulunacağı yaşam seviyesinin üstüne çıkabilecekleri bir hayat imkanı sağlayabilirdi pek tabi. Bu sayede torun tombalak içerisinde, kısmen huzurlu bir hayatın ardından, takriben seksen üç yaşında hayata gözlerini yumabilirdi. Lakin Hurşit, böyle yapmamaya farkında olmadan ve tahmini ölüm yaşından atmış sekiz yıl önce, plastik kulübeyi yaktığı gün karar verdi. Tahmini ölüm yaşından atmış yedi yıl önce ise, midye toplamak maksadıyla, yanlarına aldıkları elzem miktarda alkol ve uyaran madde ile birlikte, sonbahara cilve yapan bir yaz günü, yanlarında getirdikleri tüm nevaleyi tüketmek üzereyken, midye toplama eylemi hayali hakikaten hayal olmuşken, birleştirilmesine müsaade edilmemiş bir halkanın alelade bir yerinde oturan Hurşit, oturduğu yerden kalkmak suretiyle halkada bir delik açtı ve arkadaşlarının katiyen ayaklandığını fark edemeyecekleri bir anda kendini denize bıraktı. Artık herhangi bir şeyi hatırlamadığı ve dahi hatırlamaya takati kalmadığı bir bilinç halindeydi. Bu yüzden, sadece ayağının yere değdiği seviyelerde bir iki kulaç atabildiğini aklından tamamen silmişti. Bir iki kulaç attıktan sonra ise suyun üstünde duramayacağını, hayatta kalma reflekslerinin halen çalışabilir durumda olması nedeniyle fark etti. Ancak enerjisi tamamen tükenmişti. Paniklemeye başladığı anda ise astım krizi tuttu…

Hurşit, bu olaydan tam yarım saat sonra, arkadaşlarından bir miktar uzak bir lokasyonda, öncesinde boğulmuş, sonrasında başının sıkıştığı kayalar yüzünden ve savrulan vücudunun etkisiyle boynu kırılmış olarak, oradan geçen insanların korku dolu yakarışları içerisinde, ölü bulundu.

 

(Peygamber Vitesi - Çamur)

Related Articles

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles