Elveda!

“Geçti yine hayatımın en güzel yılları gözlerimden, silindi birer birer hatıralarım kanlı gözyaşlarımdan,
Sararıp solmuş çiçekler gibi tek tek dökülmüş yıllarım,
Hiç farkında olmadan karanlıklar çökmüş aydınlık ufuklarıma,
Gönlümün nemli gözleri kurumuş, çöllere dönmüş,
Gençliğim bu çöllerde Leyla’yı aramakla geçmiş,
Bir gün aynalarda gördüm gençliğimin enkazını,
Birden farkına vardım bütün gerçeğini yalancı hayatımın,
Yüreğim haykırmış baştan beri sağır kulaklarıma taşın sert olduğunu,
Acımasız, katil ve yalancı bu hayat sahnesinde,
Oynamışım bir çocuk masumluğunda iki yüzlü hayat rolümü,
Söyleyin, ihtiyar gözlerim söyleyin!
Ben neyim? Kimim?
Bu acımasız ve yalancı dünyada kaybolmuş her şeyim!
Acılar yudumladım her an hayat kadehinden, boğuldu mazim, sırılsıklam oldu dudaklarım döktüğüm gözyaşından..
Yaklaşıyor artık musalla taşı yorgun ruhuma adım adım..
Boşa giden gençliğime aynanın önünde oturup ağladım..
Bunca zaman savrulan neydi hazan rüzgarlarımda?
Bilemedim..
Anlayamadım..
Göremedim..
Elveda..!”