Arz-ı Beraat

Kuruyan güllerin geride bıraktığı izlere bakıp
Dikenli sözler dökülüyordu dudaklarından

Önüne geçemiyor, engel olamıyordu gözyaşlarına
Dört nala koşarken yanaklarından

Yüreğine tesir eden kan kırmızısı acıyı
Gizlemek isterken umutlarından

Aşikardı beyhude geçen zamanın burukluğu
Sukut-u hayal içerisinde bakışlarından

Sessizce bir sefere hazırlanır gibi
Usulca toparlanıyordu otağından

Her birinde kaybolduğu o efsunlu gözler
Nasıl olur da kaybolacaktı dimağından

Bir elveda diyemeyişinin kederini
Bin el reva görmezdi sevdasından

Gel gör ki kendini güvende hissettiği
Kendi güvenememişti hislerine çoktan

Kemik parmaklıklar ardında yalnız başına
Kalbi yorgun düşmüştü volta atmaktan

Hızla kalkıp yerinden bir anda
Aradığı cevabı bulmanın mutluluğundan

Son çare dercesine davranıp kalemine
Arz etmişti beraatını yazdığı kağıttan


Dergahı gönül olana gurbetten dem vurulmaz
Merhumi her bülbülün aşiyanı gülşen olmaz
Vakte gizlenen hayrın şuurunda ısrar etme
Nasibi hak bilmedikçe, huzurda yar olunmaz

Mehmet Fatih Güneş
İnşaat Mühendisi ~ Müzisyen ~ Yazar